En Fena Burç Hangisi? Kayseri’de Yaşayan Bir Genç Kadının Zodyakla Hesaplaşması
—
Yıldızların Beni Sınadığı Gün
Kayseri’nin o tipik sabahıydı, güneş ışıkları henüz dağların üstünü altın rengine boyamışken, ben odamda yalnızdım. Hava soğuktu, içimde ise biriken duygular… Biraz karışık, biraz dağınıktı. Akşamdan kalma bir kafa ve pek de net olmayan düşüncelerle uyanmıştım. O an ne hissettiğimi tam olarak tarif edemesem de içimde bir şeyin eksik olduğunu biliyordum.
Kendi kendime “Nedir bu ruh halim?” diye sordum. Sonra, aniden aklıma geldi: Burçlar! Neden bu kadar sık onlara takıldığımı, neden her seferinde doğum haritamı sorguladığımı, bu yıldızlar işinin bana neden bu kadar cazip geldiğini bir düşünmeliydim. Ama bir şey vardı: Bu burç meselesi hiç de masum değil. İnsanlar bu kadar basit bir şekilde “Senin burcun ne?” diye sorup, hayatları hakkında çok kesin yargılara varabiliyorlarsa, bu konuda bir hesaplaşma yapmanın zamanı gelmişti.
O gün, Kayseri’deki kasvetli hava gibi ruh halim de içimi karartmıştı. Yıldızların benden ne istediklerini anlamak için daha fazla beklememeliydim. Kendimi tüm burçların “kader” diye dayattığı şekilde sınamak, bu işin içine daha fazla girmek gerekiyordu. Ama bir sorum vardı: En fena burç hangisi?
—
Burçların Gücüyle Sınanmak
Bir sabah erken saatlerde, tam da günlük tutma alışkanlığımı yerine getirirken, aklıma takılan bir konu vardı: Bütün bu burçlar arasında en fenası kimdi? Herkesin tavsiye ettiği, bir şekilde takıldıkları ya da korktukları burçlar vardır. Ama ya gerçekten o burçlar bizim için kötü mü? Yani, yaşadığımız duygusal çalkantılar, yanlış insanlarla yaşadığımız düş kırıklıkları, doğduğumuz burca mı bağlıydı? Yoksa tamamen bizim zayıflıklarımız mıydı?
İçimdeki bu sorunun cevabını bulmak için biraz araştırma yapmaya karar verdim. Aslında çok geçmeden şunu fark ettim: Kayseri’de, sıcak çayıma yudum yudum bakarak, geçmişte yaşadığım bazı kırık ilişkiler ve hayal kırıklıkları gözümün önüne geldi. Kim bilir, belki de o ilişkilerde en fena burcun etkisi vardı.
Bir zamanlar çok yakın olduğum bir Arkadaşım, tam bir Akrep burcuydu. Gizemli, çekici ama bir o kadar da içsel çatışmaları olan bir insandı. Akrep burçlarının insanlara karşı gizliliği, bazen fazla sahiplenici halleri, zaman zaman gerçek bir zindana dönüştürebiliyordu. Ama bu yalnızca bir zamanlar yaşadığım deneyimlere dayanıyordu. O yüzden belki de bu sorunun cevabı, içimdeki seslerden çok, kişisel deneyimlerimle şekillenmişti.
Akrep burcunun en kötü özelliklerinden biri nedir diye düşündüğümde, aklıma hemen “tartışmalarda asla geri adım atmamak” geldi. Gerçekten de o ilişkimde, asla kimseyi affetmemiş, hep ondan bir şey beklemiştim. Ama ona yaklaşmamı sağlayan da aslında onun bana gizlice ilgi göstermesi ve ardından benden hiçbir şey beklememesi gibi durumlar olmuştu. Bir süre sonra, onun kişisel alanına saygı gösteremedim. En sonunda, her şey bittiğinde kendimi hüsrana uğramış buldum. Bu da bir Akrep’in soğuk yüzüydü.
—
Bir Aslanın Özlemi
Bu hikayeyi yazarken, zamanla çok farklı bir burçtan, çok farklı bir kişiden daha etkilenmiştim: Aslan. Aslan burçları, genellikle doğal liderler olarak tanınır. Güçlü, kendine güvenen ama bazen de çok gururlu olurlar. Ama tam da bu yüzden, hayatımda Aslan burcunun benimle olan ilişkisini düşünürken, başımın dertte olduğunu fark ettim.
Bir dönem, Kayseri’nin merkezindeki bir kafede tanıştığım Aslan burcu birini hatırlıyorum. İlişkinin başlarında, beni büyülemişti. Her şey tam da bir Aslan’a uygun şekildeydi: Cazibesiyle sarhoş olmuş gibiydim. Ama sonra, ne zaman düşünmeye başlasam, her şeyin aslında sahte olduğunu fark ettim. Beni taklit eden, ama içten içe benle ilgisi olmayan bir insanla yaşadım. O ilişkide, belki de gururunun ve ego tatmininin peşinden giden birinin bana nasıl gerçek sevgi veremediğini, ne kadar yalnız kaldığımı anlamadım.
Aslanların doğasında var olan bu kendini gösterme isteği, zamanla beni de itici bir noktaya getirmişti. Bir ilişkide, kendini seviyor gibi gösteren, sürekli dikkat çekmeye çalışan biriyle olmak, günün sonunda bir hayal kırıklığına dönüşebilir. Aslında, Aslanlar duygusal olarak büyük bir boşluk taşıyabiliyorlar. Ama işte bu, onların en fena yönüydü. Çünkü bazen en büyük aşklar, en büyük hayal kırıklıklarını doğurur.
—
Sonuçta Ne Oldu?
Bugün buraya kadar gelmişken, belki de asıl soruyu sorabiliriz: En fena burç hangisi? Sorunun cevabını ararken, kendimi Akrep ve Aslan burçlarının arasında sıkışmış buldum. Bir yanda içsel çatışmalarla dolu, gizemli bir Akrep, diğer yanda egoist bir Aslan… Ama belki de burçlar sadece dışsal etmenlerdir. Sonuçta, biz insanlar, bir noktada kendi yolumuzu seçebiliriz.
Zodyak ne kadar etkileyici olursa olsun, içimizdeki insanı tanımak, ona zarar vermemek ve sağlıklı ilişkiler kurmak bence en önemli şey. Sonuç olarak, hiçbir burç tek başına kötü değildir. Bir insanın en fena hali, aslında kendi içindeki zayıflıkları, korkuları ve düştüğü yanılgılardır.
Ve belki de, her burcun içinde bir hikâye var. Kimi zaman kırılganlık, kimi zaman güven arayışı, kimi zaman ise yalnızlık. Ama nihayetinde hepimiz bir şekilde bu evrenin yıldızları altında yürüyoruz. Ve evet, belki bazen biraz kayboluyoruz. Ama kaybolduğumuzda, bir şekilde tekrar yolumuzu buluyoruz.